Washington ve Tel Aviv’in şahin kanadı, uzun zamandır beklenen hamleyi nihayet gerçekleştirdi. İran’a yönelik başlatılan son askeri operasyon, resmi olarak “nükleer silah çalışmalarının sonlandırılması” olarak adlandırılsa da, aslında arka planda büyük bir yangının fitilini ateşledi. Ancak bu yangının asıl etkisi, düşündüğümüz gibi Ortadoğu’nun çöl sıcaklarında değil, Amerikan ve İsrail sokaklarının asfaltında hissedilecek.

Medya, savaşı uydu görüntüleri ve uzman analizleriyle sunarken, biz derin kulislerden gelen çok daha çarpıcı bir senaryoyu masaya yatırıyoruz: Eğer bu savaş, tahmin edilenden bir hafta daha uzun sürerse, hem Trump hem de Netanyahu hükümetlerinin sonunu getirebilir.
Unutmayın, Amerikan ve İsrail toplumu artık 2003 Irak işgalindeki gibi kolayca kandırılacak bir koyun sürüsü değil. Ekonomik krizle boğuşan Amerikalı işçi, vergilerinin İran’a atılan bombalara değil, kendi cebine girmesini istiyor. Tel Aviv’deki gençler ise, siyasilerin “varoluşsal tehdit” söylemleri uğruna kendilerini siperlerde bulmaktan yoruldu.

Bazı haber kaynaklarına göre, Pentagon ve MOSSAD’ın alt kademelerinde bile bir huzursuzluk rüzgârı esiyor. Savaşın uzaması, sadece dışarıda bir yenilgi değil, içeride bir “isyan” anlamına gelecek. Sokaklar, hem savaş karşıtı sloganlarla hem de artan hayat pahalılığına duyulan öfkeyle kaynayacak. Bu iki ateş arasında kalan yönetimler, tarihin en büyük çöküşünü yaşayabilir.

İşte o zaman, “Bay bay Trump” çığlıklarıyla Trump’ı göndermeye çalışan bir Amerikan kaosu ya da Netanyahu’yu suçlayan bir İsrail ayaklanması görmek hiç de şaşırtıcı olmayacak. Belki de Ortadoğu’yu değiştirecek olan şey, bir füze değil, halkın yükselen sesi olacak. Perde arkasındaki gerçek satranç ustaları, bu piyonların ne zaman vezir olup başkaldıracağını hesaplamalı. Zira hesapta olmayan tek şey, halkın sabrıdır.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir